İzmir Psikolog ; psikomer danışmanlık seçkin psikolog ve psikiyatrist kadrosu ile izmir alsancak da psikoloji ve psikiyatri üzerine hizmet vermektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer Sitelerimiz:

www.psikolodoktor.com

www.izmirpsikolog.com

www.psikologpsikiyatrist.com

www.psikiyatristizmir.com

www.psikomer.com

 

 

 

 

 

AİLE TERAPİSİ NEDİR ?

Son yıllarda evlilik terapisine başvuran çiftlerin sayısı sürekli artmaktadır. Terapiye başvurular; ilişkinin kopma noktasına geldiği çiftler veya ilişkinin artık anlam ifade etmediği hatta zorladığı kadınlar tarafından yapılmaktadır. ``Evliliğimizde sorun var``, ``İlişkimizde problem var``diye başvuranların yanında, asıl sorunu örterek; depresyon, psikosomatik şikayetler ve fobik reaksiyonlarla terapiste başvuranlarda sıklıkla rastlanmaktadır. Bazı çiftlerin terapiste başvurma amaçları; ilişkilerini, evliliklerini kurtarmaktır.

Terapi ortamı; İletişimi açık ve net hale psikiyatristler sokan, üçüncü bir kişinin (terapist) psikologlar yardımıyla karşılıklı anlaşılabilir konuşmayı öğreten, kişinin olaylara tek yön olan bakış açısını zenginleştiren, kendinin farkındalığını sağlayan bir ortamdır. Bu ortamdan yeteri derecede faydalanabilmek yinede çiftlerin kendilerine bağlıdır.

Terapinin amacı iletişimi sağlıklı hale getirmektir. Bir ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesi, çiftlerin uzlaşmazlıklarını çözebilme yeteneğine ve isteğine bağlıdır. Çiftler arasında ilişkinin sorun haline geldiği durumlarda psikologlar şu cümleler sıklıkla kullanılmaya başlamıştır artık.

"Beni sen hiç anlamıyorsun. "
"Ben kendimi sana anlatamıyorum.
"Sen önceden böyle değildin, çok değiştin. "
"Sen hep böylesin. "
"Hiç değişmeyeceksin"
"Artık senin bu kadar duyarsız olmana dayanamıyorum"

Çiftlerde ortaya çıkan sorunlar, aslında problem diye görülmeye başladığı zamandan daha önce den de vardır. Fakat yaşam döngüsünün çeşitli devrelerinde(evlilik, çocukların doğumu, çocukların  psikiyatristler okulu, eşlerin iş-meslek rolleri, geleceği yapılandırma)çiftler belirli amaçlar üzerine odaklaşırlar.
Böylece ilişkinin yürümesini engelleyen "şeyleri" göremez ya da görsede farketmemeye, farketsede bir süre sonra bunun değişeceğine kendini inandurmaya çalışır. Fakat bu yaşam döngüsü içinde ani ve büyük değişimler, zorlanmalar, kayıplar ve bu döngünün oturtulmasıyla, kişiler o ana kadar belkide hiç yapmadıkları, yada bazen düşündüğü hatta bazen deneyime geçirdiği "kendinin farkındalığı" üzerine yoğunlaşmaya başlar. Ben neyim? ne oluyor? ne istiyorum gibi kendine yönelik sorular sormaya başlar. Farkına varmaktan kaçındığı "şeyler" üzerine gidip onları araştırmaya, çözümlemeye çalışır. İlişkinin bileşenleri olan üçlü; kominikasyon-güç-duygu o anda gerçek sorunlar olarak görülmeye başlanır. İlişkide o ana kadar çıkıpta başedilen psikologlar sorunlar bir anda üstesinden gelinemez bir hal almaya başlar.

Çatışmalar, aşağılamalar, tehditler. ve "sen" çatışması ortaya çıkar. İlişkinin tanımını yapacak olursak;özel belirli bir bağlamda kişiler arasında oluşan duygu ve düşünce, davranışlarda şekillenen bir mesaj  psikiyatristler iletimi, daha da ötesi arzu, istek ve ihtiyaçların cevap bulmasına yönelik bir alış-veriştir. İlişkinin olması için iki kişinin olması ne kadar olmazsa olmaz bir kuralsa, ilişkide hangi kontekstin geçerli olduğı psikologlar konusuda o kadar önemlidir. İlişkinin şekillendirilmesi; belirli bir durum, ortam dahilinde olmalıdır. Eşlerden birinin sevgisini ifade etme şekli diğerinde sevgi değilde öfke, kızgınlık şeklinde algılanabilir. İlişkide önemli olan bir noktada "burada ve şimdi" dir.

Kişiler arası ilişkilerde, kişilerin çevrelerindeki üçüncü ve dördüncü kişiler (anne, kayınvalide, baba, arkadaş) tarafından ilişkiye yandan müdahale yapılacağı gibi, bir profesyonel (terapist) tarafından da terapötik müdahaleler yapılabilir. Gerçek yaşamda ilişkilerde belirlemeler, tanımlamalar ve yorumlar olduğu müddetçe, müdahaleler her zaman bir şekilde vardır. Fakat bir problem  psikiyatristler yaşandığında:kişilerin "eylem kapıları yapılanmış" olması veya "sonu gelmeyen oyunlar"söz konusu olduğunda, sistemin dışından bir kişinin müdahalesine gereksinim vardır. Çünkü sistemin devam etmesi için, sistemin psikologlar kurallarının değişmesi gerekmektedir. Sistemi değiştirmek, o sistem içindeyken olası değildir. Ancak dışardan birisi(terapist)sisteme ihtiyacı olanı verebilir.

"Kuralların değişmesi" "Yeniden çerçeveleme" çift-aile terapisinde en temel müdahale tekniklerinden biridir. Böylece danışanın olaylara ait olan şemasını değiştirerek(farklı bakış açısı sunarak)daha fazla seçenek sahibi olmasını ve duygularının daha az ayağına dolaşmasını sağlamaktır.

Örnek1:
Kadın"Eşim benim bu durumuma karşı o kadar duyarsız ki" Terapist "Belkide eşiniz bu şekilde kendini acıdan koruyor olabilir. "

Erkek "Aslında eşimin bu sorunu karşısında kendimi çaresiz hissediyorum, çok üzülüyorum, ne yapacağımı bilemiyorum.

Örnek2:
Erkek:"Eşim sürekli zırzır ağlar, onun tartışma anında ağlaması beni daha da kırıyor, bağırıp, çağırıp kapıyı vurup gidiyorum.

Terapist:"Eşiniz dile getiremediği  psikiyatristler  duygularını, acısını ancak ağlayarak ifade etmeye çalışıyor. İlişkinin iyisi-kötüsü yoktur, gerçeği vardır. İlişkide rahatsızlığın olması, rahatsızlık veren olgunun ortadan kalkmasıyla düzelmiyor. Çünkü asıl olan ilişkidir. Yardım isteği ile başvuran çiftlerden biri "ben boşanmak istemiyorum veya ben boşanmak istiyorum" isteğiyle geldiğinde, ilk müdahalemiz ; boşanmak için ilişkinin düzelmesinin gerektiği çünkü burada sorunun, ilişkinin aslı olduğunu söylemektir. Sorunlu ilişkilerde boşanmak; ağızdan kolayca çıkan basit bir çözüm olarak gelse de psikologlar gerçeğe yakınlaştıkça, uzaklaşılan ve alınması zor bir karar haline gelmektedir. Çiftlerde, terapide kullanılan ilk önerilerden biri; ilişkinin bir süre askıya alınmasıdır(askı modeli). 15 gün süre ile asla yüz yüze görüşme yapılmaması, telefonla konuşulmaması, ayrı yerlerde yaşama  psikiyatristler ve bu sürede varlıklarından bile haberdar olunmaması önerildiğinde, buna "boşanmak en iyi çözüm "diye yaklaşan çiftlerde dahi ilk tepki reddetme olabilmektedir. Çift terapisine başvuranların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ve bir kısım eşlerin terapiye sıcak bakmadıkları göz ardı edilmeyecek bir gerçektir. Terapiye her iki tarafında katılması sonuç almayı kolaylaştırdığı gibi psikologlar terapi süresini de kısaltır. Fakat çok önemli olan bir gerçek de, ilişkide mağdur olan bireyin; (çoğunluğu kadın) tek başına yapacağı terapi yolculuğunda hem ilişki adına hem de kendi adına çok yol katedebileceğidir

http://www.aileterapisi.com

Aile-Evlilik Terapisi Nedir?

Aile-Evlilik terapisi nedir sorusuna ilgi duyan çiftlerin sayısı sürekli artmaktadır.Aile-Evlilik terapisine başvurular; ilişkinin kopma noktasına geldiği çiftler veya ilişkinin artık anlam ifade etmediği hatta zorladığı kadınlar tarafından yapılmaktadır. ``Evliliğimizde sorun var``, ``İlişkimizde problem var``diye başvuranların yanında, asıl sorunu örterek; depresyon, psikosomatik şikayetler ve fobik reaksiyonlarla terapiste başvuranlarda sıklıkla rastlanmaktadır. Bazı çiftlerin terapiste başvurma amaçları; ilişkilerini, evliliklerini kurtarmaktır.

Terapi ortamı; İletişimi açık ve net hale sokan, üçüncü bir kişinin (terapist) yardımıyla karşılıklı anlaşılabilir konuşmayı öğreten, kişinin olaylara tek yön olan bakış açısını zenginleştiren, kendinin farkındalığını sağlayan bir ortamdır. Bu ortamdan yeteri derecede faydalanabilmek yinede çiftlerin kendilerine bağlıdır.

Terapinin amacı iletişimi sağlıklı hale getirmektir. Bir ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesi, çiftlerin uzlaşmazlıklarını çözebilme yeteneğine ve isteğine bağlıdır. Çiftler arasında ilişkinin sorun haline geldiği durumlarda şu cümleler sıklıkla kullanılmaya başlamıştır artık.
"Beni sen hiç anlamıyorsun. "
"Ben kendimi sana anlatamıyorum.
"Sen önceden böyle değildin, çok değiştin. "
"Sen hep böylesin. "
"Hiç değişmeyeceksin"
"Artık senin bu kadar duyarsız olmana dayanamıyorum"

Çiftlerde ortaya çıkan sorunlar, aslında problem diye görülmeye başladığı zamandan daha önce den de vardır. Fakat yaşam döngüsünün çeşitli devrelerinde(evlilik, çocukların doğumu, çocukların okulu, eşlerin iş-meslek rolleri, geleceği yapılandırma)çiftler belirli amaçlar üzerine odaklaşırlar.
Böylece ilişkinin yürümesini engelleyen "şeyleri" göremez ya da görsede farketmemeye, farketsede bir süre sonra bunun değişeceğine kendini inandurmaya çalışır. Fakat bu yaşam döngüsü içinde ani ve büyük değişimler, zorlanmalar, kayıplar ve bu döngünün oturtulmasıyla, kişiler o ana kadar belkide hiç yapmadıkları, yada bazen düşündüğü hatta bazen deneyime geçirdiği "kendinin farkındalığı" üzerine yoğunlaşmaya başlar. Ben neyim? ne oluyor? ne istiyorum gibi kendine yönelik sorular sormaya başlar. Farkına varmaktan kaçındığı "şeyler" üzerine gidip onları araştırmaya, çözümlemeye çalışır. İlişkinin bileşenleri olan üçlü; kominikasyon-güç-duygu o anda gerçek sorunlar olarak görülmeye başlanır. İlişkide o ana kadar çıkıpta başedilen sorunlar bir anda üstesinden gelinemez bir hal almaya başlar.

Çatışmalar, aşağılamalar, tehditler. ve "sen" çatışması ortaya çıkar. İlişkinin tanımını yapacak olursak;özel belirli bir bağlamda kişiler arasında oluşan duygu ve düşünce, davranışlarda şekillenen bir mesaj iletimi, daha da ötesi arzu, istek ve ihtiyaçların cevap bulmasına yönelik bir alış-veriştir. İlişkinin olması için iki kişinin olması ne kadar olmazsa olmaz bir kuralsa, ilişkide hangi kontekstin geçerli olduğı konusuda o kadar önemlidir. İlişkinin şekillendirilmesi; belirli bir durum, ortam dahilinde olmalıdır. Eşlerden birinin sevgisini ifade etme şekli diğerinde sevgi değilde öfke, kızgınlık şeklinde algılanabilir. İlişkide önemli olan bir noktada "burada ve şimdi" dir.

Kişiler arası ilişkilerde, kişilerin çevrelerindeki üçüncü ve dördüncü kişiler (anne, kayınvalide, baba, arkadaş) tarafından ilişkiye yandan müdahale yapılacağı gibi, bir profesyonel (terapist) tarafından da terapötik müdahaleler yapılabilir. Gerçek yaşamda ilişkilerde belirlemeler, tanımlamalar ve yorumlar olduğu müddetçe, müdahaleler her zaman bir şekilde vardır. Fakat bir problem yaşandığında:kişilerin "eylem kapıları yapılanmış" olması veya "sonu gelmeyen oyunlar"söz konusu olduğunda, sistemin dışından bir kişinin müdahalesine gereksinim vardır. Çünkü sistemin devam etmesi için, sistemin kurallarının değişmesi gerekmektedir. Sistemi değiştirmek, o sistem içindeyken olası değildir. Ancak dışardan birisi(terapist)sisteme ihtiyacı olanı verebilir.

"Kuralların değişmesi" "Yeniden çerçeveleme" çift-aile terapisinde en temel müdahale tekniklerinden biridir. Böylece danışanın olaylara ait olan şemasını değiştirerek(farklı bakış açısı sunarak)daha fazla seçenek sahibi olmasını ve duygularının daha az ayağına dolaşmasını sağlamaktır.

Örnek1:
Kadın"Eşim benim bu durumuma karşı o kadar duyarsız ki" Terapist "Belkide eşiniz bu şekilde kendini acıdan koruyor olabilir. "

Erkek "Aslında eşimin bu sorunu karşısında kendimi çaresiz hissediyorum, çok üzülüyorum, ne yapacağımı bilemiyorum.

Örnek2:
Erkek:"Eşim sürekli zırzır ağlar, onun tartışma anında ağlaması beni daha da kırıyor, bağırıp, çağırıp kapıyı vurup gidiyorum.

Terapist:"Eşiniz dile getiremediği duygularını, acısını ancak ağlayarak ifade etmeye çalışıyor. İlişkinin iyisi-kötüsü yoktur, gerçeği vardır. İlişkide rahatsızlığın olması, rahatsızlık veren olgunun ortadan kalkmasıyla düzelmiyor. Çünkü asıl olan ilişkidir. Yardım isteği ile başvuran çiftlerden biri "ben boşanmak istemiyorum veya ben boşanmak istiyorum" isteğiyle geldiğinde, ilk müdahalemiz ; boşanmak için ilişkinin düzelmesinin gerektiği çünkü burada sorunun, ilişkinin aslı olduğunu söylemektir. Sorunlu ilişkilerde boşanmak; ağızdan kolayca çıkan basit bir çözüm olarak gelse de gerçeğe yakınlaştıkça, uzaklaşılan ve alınması zor bir karar haline gelmektedir. Çiftlerde, terapide kullanılan ilk önerilerden biri; ilişkinin bir süre askıya alınmasıdır(askı modeli). 15 gün süre ile asla yüz yüze görüşme yapılmaması, telefonla konuşulmaması, ayrı yerlerde yaşama ve bu sürede varlıklarından bile haberdar olunmaması önerildiğinde, buna "boşanmak en iyi çözüm "diye yaklaşan çiftlerde dahi ilk tepki reddetme olabilmektedir. Çift terapisine başvuranların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ve bir kısım eşlerin terapiye sıcak bakmadıkları göz ardı edilmeyecek bir gerçektir.

Aile üyeleri arasında karşılıklı etkileşim ve ailede yaşanan değişiklikler bireylerin her birinin ruh sağlığına ve sosyal uyumuna etki eder. Bozulan uyumu yeniden sağlamada aile terapilerinden yararlanıyoruz.

İki durumda aile terapisi kullanıyoruz:

- Aile üyelerinden birinin ruh sağlığında problem olduğunda,

- Aile üyeleri arasındaki ilişkide bir problem olduğunda

Örnek verecek olursak; cinsel uyum bozukluğu veya evlilik sorunları olan ailelerde ile terapisinden oldukça yaralı sonuçlar almaktayız.

Bunun yanı sıra ailedeki bireylerden birinin herhangi bir psikolojik ya da psikiyatrik sorunu olduğunda, örneğin madde bağımlılığı olan yetişkinlerin tedavisinde, kişiyle yapılan bireysel görüşmelere ek olarak aile terapisinden de yardımcı teknik olarak faydalanıyoruz.

Çocuk ve gençlerde görülen problemlerin çoğu ya aile içi ilişkilerden kaynaklanmaktadır ya da ailenin uygun yaklaşımıyla daha hızlı çözülebilmektedir. Bu nedenle çocuk ve gençlerde görülen problemlerin çözümünde bireysel terapiler yanında aile terapilerinden de yararlanıyoruz.

Bunun dışında günlük yaşamın akışı içerisinde sağlıklı ailelerde de zaman zaman iniş çıkışlar yaşanabilmekte, bazen gündelik yaşam sorunları yanlış ele alındığı için çıkmaza girip çözümlenemez hale gelebilmektedir. Örnek verecek olursak; hafta sonunun nasıl geçirileceği, kimin akrabası veya arkadaşıyla ne sıklıkta görüşüleceği, paranın ne kadar ya da nereye harcanacağı, çocuğun hangi okula gideceği, hangi üniversiteyi tercih edeceği... vb. problemler hemen her ailenin karşılaştığı şu ya da bu şekilde çözümlediği problemlerdir. Ne var ki bazen bu tür güçlükler yanlış ele alındıkları için içinden çıkılmaz bir hale gelebilmekte ilişki ve iletişim problemine dönüşebilmektedir. Bu tür problem durumlarıyla da kişiler aile terapilerine baş vurabiliyorlar.

Aile terapisinde karşılaştığımız güçlükler:

Aile terapilerinde bazen aile üyelerinden biri veya her biri yaşanan problemden sorumlu tutulacağı endişesiyle gelir. Halbuki terapist hakem ya da hakim değildir. Terapi süreci içerisinde aile üyeleri kendilerinin eleştirilmediğini, yargılanmadığını veya kontrol edilmediklerini gördüklerinde rahatlıyor ve çalışmaya daha olumlu bir şekilde katılıyorlar.Bazen de aile üyelerinden birinin "insan sorunlarını kendisi çözmeli" gibi bir düşünceyle gelmeyi tümüyle reddettiği oluyor. Gerçekte terapist ne tür değişiklikler yapılmasına karar verecek kişi değildir. Aile üyeleri içinde bulundukları şartları en iyi kendileri bilirler, bu sebeple karşılaştıkları problemleri nasıl çözeceklerine de en iyi kendileri karar verebilirler. Terapistin görevi, aile üyelerinin bulundukları şartlar içinde yapılabilecek değişiklikleri objektif bir şekilde görmelerini sağlamak ve takip edecekleri yolu belirlemelerine yardımcı olmaktır.

Aile terapisinde amaç; aile içi çatışmaları ve psikolojik problemleri önlemek için aile üyelerinin birbirlerini daha iyi anlaması sağlamak, iletişim çatışmalarını önlemek ve problem çözme becerileri geliştirmelerine yardımcı olmaktır.

Son Söz/ Dikkat:

Aile içinde yaşanan bir problemi çözmek için denediğiniz bütün yöntemler işe yaramadıysa, ısrarla işe yaramayan bu çözümleri sürdürmemelisiniz. Denediğiniz yöntemleri gözden geçirerek en azından neyin işe yaramadığını, neyi yapmamanız gerektiğini görebilirsiniz. Ne yapılacağına karar verilemediği durumlarda ise problemin daha da büyümesini beklemeden yardım almak en iyisidir.
Terapiye her iki tarafında katılması sonuç almayı kolaylaştırdığı gibi terapi süresini de kısaltır. Fakat çok önemli olan bir gerçek de, ilişkide mağdur olan bireyin; (çoğunluğu kadın) tek başına yapacağı terapi yolculuğunda hem ilişki adına hem de kendi adına çok yol katedebileceğidir.

kaynak : www.mcaturk.com

 

Aile terapilerinde bazen aile üyelerinden biri veya her biri yaşanan problemden sorumlu tutulacağı endişesiyle gelir. Halbuki terapist hakem ya da hakim değildir. Terapi süreci içerisinde aile üyeleri kendilerinin eleştirilmediğini, yargılanmadığını veya kontrol edilmediklerini gördüklerinde rahatlıyor ve çalışmaya daha olumlu bir şekilde katılıyorlar.Bazen de aile üyelerinden birinin "insan sorunlarını kendisi çözmeli" gibi bir düşünceyle gelmeyi tümüyle reddettiği oluyor. Gerçekte terapist ne tür değişiklikler yapılmasına karar verecek kişi değildir. Aile üyeleri içinde bulundukları şartları en iyi kendileri bilirler, bu sebeple karşılaştıkları problemleri nasıl çözeceklerine de en iyi kendileri karar verebilirler. Terapistin görevi, aile üyelerinin bulundukları şartlar içinde yapılabilecek değişiklikleri objektif bir şekilde görmelerini sağlamak ve takip edecekleri yolu belirlemelerine yardımcı olmaktır.

Aile terapisinde amaç; aile içi çatışmaları ve psikolojik problemleri önlemek için aile üyelerinin birbirlerini daha iyi anlaması sağlamak, iletişim çatışmalarını önlemek ve problem çözme becerileri geliştirmelerine yardımcı olmaktır.

Aile içinde yaşanan bir problemi çözmek için denediğiniz bütün yöntemler işe yaramadıysa, ısrarla işe yaramayan bu çözümleri sürdürmemelisiniz. Denediğiniz yöntemleri gözden geçirerek en azından neyin işe yaramadığını, neyi yapmamanız gerektiğini görebilirsiniz. Ne yapılacağına karar verilemediği durumlarda ise problemin daha da büyümesini beklemeden yardım almak en iyisidir.

AİLE TERAPİSİ
Mutlu Aile

En olgun mümin, ahlakı en güzel olan ve ailesine karşın en çok lütufkâr davranandır. Hadisi Şerif

İyi geçinme kimsenin kusursuz olmasıyla değil, karşılıklı birbirinin kusurlarını hoş görmekle olur. A.Toqueville

Mutluluğu tatmanın yegâne çaresi, onu paylaşmaktır; çünkü mutluluk ikiz doğar. Byron

EVLİLİĞİN ÜÇ TEMEL İLKESİ

1.Eşler arasında saygı: Bu insan ilişkisinin olmazsa olmaz şartıdır. Varlığını kabullenemediğimiz önem ve değer vermediğimiz hiç kimseyle sağlıklı ve başarılı ilişki kuramayız. Nedense eşler bazı zamanlarda başkalarına gösterdiği asgari saygıyı birbirlerine göstermekte cimri davranırlar.

2.Doğallık: Eşlerin birbirine değerlisin, önemlisin mesajını vermesi samimiyetsizlikten uzak durmasından geçer. Samimiyetsiz yapmacık davranışlar üzerine dostluk arkadaşlık beraber yaşayabilme inşa edilemez.


3.Empati: Kendimizi karşımızdakinin yerine koymaktır. Olaylara ve kişilere onun yerine kendini koyarak bakmaktır. Karşımızdakini anlamanın tek kestirme yolu budur. Çünkü herkes kendi penceresinden baktığında haklıdır. Eşler birbirini suçlayıp, yargılayıp mahkûm etmeden önce, anlaşmazlık konusu olan şeye bir de karşı pencereden bakmayı denemeli. Kendisini eşinin yerine koymalıdır.

Yıllar sonra birikmiş keşkelerin, yerini iyi ki'lerin alması için, kişisel gelişiminizi şansa ve zamana bırakmayın. Aile terapisi sorunlarınıza son verir.

Yetişkinlerin özel yaşamlarında karşılaşabilecekleri çeşitli zorluklarla başa çıkmalarına destek vermek hem iş hem de özel yaşamlarında performanslarını etkileyen engelleri aşmasını sağlayarak yaratıcı potansiyelini açığa çıkarmak tatmin edici bir yaşam sürmesini sağlamaktır.

Yetişkinlerin bireysel ve kurumsal ihtiyaçları rutinleştiren farklı ihtiyaçlara yönelik ortak çözümler ve önleyici yaklaşımlar içeren gelişim programları ve psikolojik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri gibi programlardan faydalanabilirsiniz.

Aile İçi Sorunlar Aile terapisi ile çözülür

Aile içi tartışmalar ve çözümler

Ailede uyumu oluşturamamak
Aile içi iletişim evlilik tatminsizliğinden doğan sorunlar
Sevgiyi ifade edememe k
İletişimde doğru anahtarları bulamamak
Esnek olamamak
Kendini ve eşini tanıyamamak

Kişisel Sorunlar:

Panik bozukluğu
Depresyon
Fazla kilo
Obsesif kompülsüf takıntı
Sigara
Özgüvensizlik
Uyku bozuklukları
Takıntı
Sosyal Fobi
Korku ve fobiler
Travma sonrası stres bozukluğu
Kaygı bozukluğu

 

Aile Terapisi aile bireylerinin tümüyle ya da bir bölümüyle birlikte
yapılır. Çatışma çözümü ve iletişim becerilerinin artışı birçok
aileyi parçalanmaktan korur ve ailenin hayat kalitesini arttırır. Hasta olan
kişi terapiye gider, sağlıklılar terapiye gitmez yaklaşımı aile terapisi
için geçerli değildir. Aile psikoterapisi yaygınlaştıkça hastanelerin ve
mahkemelerin yükleri azalacaktır

 

SAĞLIKLI AİLE -EVLİLİK ve TERAPİ

Son yüz yılda toplumuzda ortaya çıkan ekonomik, sosyal ve kültürel değişimler, aile ve evlilik kurumlarda da çok önemli yapısal ve işlevsel değişimler ortaya çıkarmıştır. Geçen yüzyılda, toplumumuzu, ataerkil yapıdaki geniş aileler oluştururken, günümüzde, büyük ölçüde çekirdek ve parçalanmış ailelerden oluşan bir toplum haline dönüşmüş durumdayız. Boşanmalar, parçalanmış aileler, anasız veya babasız büyüyen çocuklar gündelik yaşantımızın kanıksanmış olguları durumundadır. Aile kurumu bir toplumun en temel kurumudur. Sağlıklı bir toplum, sağlıklı ailelerden oluşmuş bir toplumdur. Aile kurumunda yaygın olarak ortaya çıkan yapısal ve işlevsel ;; bozukluklar, dengesizlikler, toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısında da bozukluklar ve dengesizlikler olarak yansıyacaktır.
;;

SAĞLIKLI AİLE :

;;

İdeal olarak tam sağlıklı bir aile; eşler ve çocuklardan oluşan bir yapı olarak, her türlü değişim ve krizler karşısında varlığını koruyabilen, gelişim dönemlerini yıkımlara ve kayıplara uğramadan geçirebilen, ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik işlevlerini üyeleri için, günün koşullarına göre tatmin edici ölçülerde yerine getirebilen ailedir.

;;

Bu konuyu biraz açabilmek için aileyi yapısal ve işlevsel olarak tanımlamak gerekir.

;;

AİLE KURUMU :

;;

Toplumdan topluma, kültürden kültüre değişmekle birlikte günümüzde, ;;aileden bahsettiğimizde genel olarak çekirdek aileden bahsetmekteyiz.

;;

Aile, karı-koca ve çocuklardan ve bazen diğer yakın akrabalardan meydana gelen, üyeleri arasında karşılıklı saygı, sevgi, dayanışma ve birbirlerine ait olma duygusu bulunan ve ortak amaçları olan ekonomik, sosyal ve kültürel bir kurumdur.

Aile, toplumun çekirdeğini oluşturan, sevgi, saygı, dayanışma, güven ve birbirine bağlılık esaslarına göre varlığını devam ettiren gönüllü bir birlik olarak da tanımlanabilir.

;;

AİLENİN İŞLEVİ :

;;

Bir organizasyon olarak aile kurumu, aile üyelerinin, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitimsel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaya, üyelerinin, toplum içinde kendilerini güvenlikle var edebilmelerine, geliştirebilmelerine, saygınlık kazanabilmelerine ve kendilerini gerçekleştirebilmelerine aracılık eder. Bu bağlamda ailenin işlevi, üyelerinin doğal gereksinmelerini karşılamaya yönelik bir aracılık işlevidir.

;;

Aile aynı zamanda, toplumun kalkınması, gelişmesi, birliği ve esenliği, sürekliliği için de temel bir işlev görür. ;;

;;

SAĞLIKLI AİLENİN ve EVLİLİĞİN TEMEL UNSURLARI : ;;

;;

Sağlıklı ailenin belli başlı temel unsurları olarak şunları sıralayabiliriz:

;;

Eşler, birbirleriyle uyum sağlayabilecek, sağlam bir denge kurabilecek ve birbirlerini tamamlayabilecek özellikleri %50-60’;;ın üzerinde sağlarlar. Bu özellikler:

Yaşamın anlamı, idealleri, değerleri, inançları ve amaçları,

Ruhsal ve psişik yapılarında uyum, karşılıklılık ve denge yeteneği,

Entelektüel, estetik, duygusal ve zihinsel boyutlarda uyum,

Fiziksel ve cinsel uyum,

Karşılıksız sevgi,

Eşinin kişisel özelliklerini kabullenebilme ve saygı gösterebilme yeteneği,

Bencillik ve sahiplenme duygusunun olmadığı paylaşım ve dayanışma isteği,

Çocuk sahibi olmak ve yetiştirmek konusunda ortak niyet ve istek,

Ailenin işlevleri ve sürekliliği konusunda benzer inanç, kararlılık ve irade yeteneği.

Aile bireylerinin her biri, aile içindeki konumları, işlevleri, hak ve sorumlulukları konusunda açık ve net bir anlayışa sahiptirler.

Aile içinde ve dışında; ilişkileri, davranışları ve tepkileri kolaylaştıracak yeterli ölçüde, ilkeler ve normlar belirlenmiştir.

Ortak kararlara, ilkelere ve normlara uyulmaması halinde hangi yaptırımların devreye sokulacağı üyeler tarafından açık ve seçik bilinir.

Aile içinde fiziksel, sözlü, duygusal ya da ekonomik şiddet asla söz konusu olmaz.

Organizasyonel bir yapı olan ailede de bir hiyerarşi söz konusudur. Aileyi ilgilendiren önemli kararların alınmasında, aile bireylerinin her biri, konumlarına ve işlevlerine göre kararlara katılım sorumluluğunu üstlenirler.

Aile üyeleri, fikirlerini, duygularını, isteklerini ve eleştirilerini, herhangi bir korku ve kaygıya kapılmadan ifade edebilirler.

Aile üyeleri, kendi davranış ve tercihlerini, diğer aile üyelerinin hak ve yetkilerini çiğnemeyecek şekilde belirleme hakkına ve kendi olma özgürlüğüne sahiptirler.

Çatışmalı durumlarda, aile üyelerinin empatik yaklaşım geliştirme, çatışma çözme ve uzlaşma becerileri gelişmiştir.

Aile üyeleri, kendi yaşamsal kaderleriyle, aile ve ailenin diğer üyeleri arasında ölçülü bir bağ kurabilme becerisini gösterebilirler.

Birbirlerinin yaşamsal özgürlüklerine ve sorumluluklarına, gelişim fırsatlarına müdahale etmeden destekleyici ve tamamlayıcı bir çabayı ortaya koyabilirler.

Samimiyet, dürüstlük, açıklık becerileri yanında sevgi, şefkat ve merhamet duyguları da yeteri kadar gelişmiştir.

Yaşamsal zorluklara ve krizlere karşı direnç geliştirmişler ve yeterli donanımı edinmişlerdir.

;;

SAĞLIKSIZ AİLE VE EVLİLİKTE NELER OLUR :

;;

Sağlıklı aile ve evliliklerde karşılaştığımız durumların tamamen tersiyle karşılaşırız. Yaşam tamamen tersine döner ve olumsuz durumlardan, bozulan dengeden sadece aile üyeleri değil, ailenin yakın çevresindeki her kes belirli ölçülerde etkilenir.

Aile içinde aile bütünlüğüne ve sağlığına zararlı hatalı ilişki biçimleri kullanılmaya başlanır.

Üyeler savunma mekanizmalarını ve hatalı düşünce biçimlerini daha fazla kullanmaya başlarlar.

Çatışmalar yaygınlaşır ve sıklaşır, çözümsüzlükler artar.

Aile üyelerinin birbirlerine karşı olan güvenleri, hoşgörüleri ve anlayışları azalır.

Birbirlerine karşı olan sevgi, şefkat ve merhamet duygularının yerini, öfke, saldırganlık, nefret, tahammülsüzlük ve incinmişlik duyguları alır.

Kurallara ve normlara uyma isteği ve becerisi azalır.

Sorunların gerçek kaynakları unutulur, ilgisiz nedenlere ve durumlara bağlanır.

Bireyler giderek birbirlerini ve kendilerini duygusal olarak izole ederler, uzaklaşırlar.

Sevgi ve paylaşım ilişkilerinin yerini kölelik ve bağımlılık ilişkileri alabilir.

Sorunların çözümü aile içinde aranmak yerine dışarıda (işte, hobilerde, gece hayatında, alkolde, evlilik dışı ilişkilerde) aranmaya başlanır.

Aile bireylerinin davranışsal, duygusal ve ruhsal dengeleri giderek bozulur.

Sorunlar ve çatışmalar arttığında ve uzun süre çözülemediğinde, aile üyelerinde, özellikle çocuklarda davranış ve uyum problemleri veya psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir.

Aile bütünlüğü ve evlilik dağılmaya ve parçalanmaya doğru gidebilir.

;;

EVLİLİKTE SORUNLARIN VE BOŞANMALARIN BAŞLICA NEDENLERİ :

;;

Boşanma istatistikleri dikkate alındığında aşağıdaki nedenler sıralanabilir:

;;

Ekonomik nedenler, eşin işsiz kalması.

Aile büyükleri ile aynı evde oturma.

Aile büyüklerinin veya eşinin kadını hizmet etmesi gereken bir kişi olarak görmesi.

Eşler arasındaki cinsel sorunlar.

Din, mezhep ya da kültür farkları.

Alkol, kumar ve şans oyunlarına düşkünlük.

Eşin evi terk etmesi ya da başka biriyle yaşamaya başlaması.

Aldatma.

Eşlerden birinin psikolojik sorunlarının olması.

Dayak ve küçük düşürücü davranış ve hareketler.

İşkolik bir eşe sahip olma.

Eşlerin kişilik yapılarının birbirine uymaması.

Aşırı kıskançlık.

Eşlerin birbirine yeteri kadar zaman ayıramaması.

İletişimi ve eşler arası ilişkiye etkileyen aşağıdaki durumları da ekleyebiliriz:

Karşıdaki kişiyi iyi dinlememe, ona kendini ifade imkanı tanımama.

Samimiyetten ve dürüstlükten uzaklaşma, yalan söyleme.

Eşine karşı aşırı müdahaleci, baskıcı ve sınırlayıcı davranma. Eşin her davranışını kontrol etmeye çalışma.

Çok fazla soru sorma, yersiz şüpheler ve kuruntular.

Kolay incinme, sık sık sitemlerde bulunma.

Sorulara cevap vermeme, geçiştirme, yüzeysel cevaplar verme.

Gerçek nedenleri bilmeden, öğrenmeden suçlamalarda ve yargılarda bulunma.

Her durumda, daha önceden olup geçmiş olumsuz ve üzücü olayları gündeme getirme ve hatırlatma.

Olayları ve eşin hatalarını abartılı bir şekilde ortaya koyma.

İlgisizlik, küskünlük ve uzaklaşma ile cezalandırma.

Surat asma, olumsuz beden dili kullanma.

Aile mahremiyetini bozma, aile sırlarını yabancılarla paylaşma.

Sık Sık eşin akrabaları ve arkadaşları konusunda suçlamalarda bulunma ve olumsuz ifadeler kullanma.

Sorumlulukları yerine getirmekten kaçınma.

Karşı taraftan daha fazla fedakarlık ve tavizler bekleme.

;;

EVLİLİK KURUMU :

;;

Yaşanan ekonomik, sosyal ve kültürel değişiklikler, aile ve evlilik kurumu üzerinde olumlu ve olumsuz pek çok değişime neden olmuştur.

Kültürel yapıdan kaynaklanan etkenler nedeniyle, eşlerin birbirlerine belirli kalıplar ve önyargılar çerçevesinde bakmaları, aile ve evlilik kurumunda kopmalara, dağılmalara ve yıkımlara neden olabilmektedir.

;;

Evlilik daha önceleri, sosyal uyum ve bütünlemeyi hedefleyen, daha çok iş bölümünü esas alan sosyo-ekonomik bir kurum niteliğindeyken, bugünkü evliliklerin kuruluşunda daha çok sevgi, aşk, beğeniler, anlayış birliği gibi psikolojik gereksinmeler daha belirleyici olabilmektedir. Eş seçiminde, eskiden toplum içinde güvenli bir şekilde varolabilme, kabul ve saygınlık bulabilme gibi gereksinmeler belirleyiciyken, bugün, daha bireysel gereksinmeler, aşkı yaşamak, mutlu olmak, eşitlikçi ilişkiler içerisinde kendini bağımsız ve özgür bir şekilde gerçekleştirmek gibi gereksinmeler çok daha belirleyici olmaktadır.

;;

Geçmişte, erkek ve kadın rolleri, erkek egemen bir dünyada, cinsiyete dayalı iş bölümü esasına dayalı olarak ortaya çıkarken, günümüzde, giderek, kadın ve erkeğin gerçek doğasını ;; gözeten, eşitlikçi ilişkiler temelinde belirlenmektedir.

;;

Aile ve evlilik kurumunda ortaya çıkan değişiklikler olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçlara da yol açabilmektedir.

;;

Günümüzde boşanmaların kolaylaşması, ayrılmış eşlerin toplum tarafından daha kabul edilir olması, eşlerde; evliliğin getirdiği sıkıntılara katlanma, birlikteliği korumak için daha fazla çaba gösterme, zor dönemlerde daha derinlikli ve destekleyici ilişkiler kurabilme isteğini ve eğilimini zayıflatmaktadır.

;;

Erken yaşlarda, aceleyle yapılana eş seçimi boşanmaların önemli bir nedi durumundadır.

;;

Herkes ideal bir evliliği arzular ve bunu elde edebilmeyi umar. Ancak eşlerin birbirini tamamladığı, ideal evlilikler pek nadirdir. Evliliklerin pek azı aşk ve sevgi temeline, pek çoğu ise sadece anlayış ve karşılıklı hoşgörü temeline dayalıdır. Hangi temele dayanırsa dayansın, ne yazık ki evliliklerin pek çoğu ya toplumsal baskılar ya da ekonomik, sosyal zorunluluklar nedeniyle sürdürülmektedir. Pek az evlilikte karşılıklı uyumun sağlanabildiğini ve gereksinmelerin yeterli ölçüde karşılanabildiğini söyleyebiliriz.

;;

Erken yaşlarda, bireyler yeteri kadar olgunlaşmadan alınan evlilik kararları ve eş seçimleri önemli bir sorundur. Birey, yirmili yaşlarda, bedensel olarak, cinsel duygular olarak, sevgi ve şefkat duygularını yaşayabilme açısından, zihinsel işlevleri açısından evliliğe hazır sayılabilir. Ancak bunları da yönetecek soyut düşüncenin gelişimi ve ruhsal olgunluk açısından evliliğe hazır değildir. Dolayısıyla, yirmili yaşlardaki bir genç evliliğe, içinde bulunduğu gelişimsel dönemin baskın karakterine uygun olarak, dürtüleri, arzuları ve duygularının etkisiyle karar verecektir. Dürtü, duygu ve arzularının etkisi yanında, toplumsal bazı nedenler de aceleci davranmasına, daha uygun birisini beklemeden karşısına ilk çıkan ve uygun olduğunu düşündüğü birisiyle hemen evlenmeye karar verecektir.

;;

TEK KANATLA UÇMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR :

;;

Bu koşullarda kurulan evliliklerde, evli çiftler evlendikten sonra olgunlaşmaya, gelişmeye devam edeceklerdir. Dolayısıyla, eşlerin birlikte, istikrarlı ve dengeli bir şekilde gelişmeleri ve olgunlaşmaları çok önemlidir. Eşler gelişimsel özellikler açısından birbirinden geride kalmamalıdırlar. Ancak, özellikle ülkemizdeki ekonomik, sosyal ve kültürel eşitsizlikler nedeniyle kadınlar bu açıdan çok avantajsız bir durumdadırlar.

Belirttiğimiz bu şartlarda mutlu ve uyumlu bir evlilik, bir zar oyununda düşeş (çift altılı) atma olasılığından çok daha düşüktür.

;;

;;

BÜTÜN YOLLAR TIKANDI, ÇARESİZİM :

;;

Ailedeki sorunlar, çözülmez bir yumak halini aldığında, aile üyelerinden birisi sorunun kaynağı olarak damgalandığında ya da kendini feda ettiğinde bir terapistten yardım istenir. Aile ilişkilerindeki bozulmalar, aile üyelerinde hastalık olarak ortaya çıkar. Aile bireyinde ortaya çıkan hastalık, aslında ailedeki hastalığın bir yansımasıdır. Terapist, sorunun, bireyin en yakın sosyal çevresi olan aile yapısını ve aile içi dinamikleri incelemeden çözülemeyeceğine inandığından, koşulların gerektirdiği aile terapisi veya evlilik terapisi için aile ile anlaşır.

Aile terapisinin çok geniş bir uygulama alanı olduğu kabul edilir. Ancak terapist, aile terapisi uygulamak için bazı asgari koşulları gözden geçirir:

;;

Aile terapisini, aile üyelerinden birisinin tıbbi tedavisine destek amacıyla kullanmak ister.

Aile terapisini, aile üyelerinden birisinin ruhsal ya da davranışsal sorununu çözmek ve iyileştirmek ;;amacıyla kullanmak ister.

Aile terapisini, aile üyeleri arasındaki iletişim çatışmalarını gidermek, bozulan dengeleri yeniden düzenlemek, krizleri ve geçiş dönemlerini en sorunsuz şekilde atlatmak için kullanmak ister.

Hangi sorunla ilgilenilirse ilgilenilsin, terapist sorunun ailenin ortak bir sorunu olduğunu tespit etmelidir.

Terapist, terapiye katılan aile üyelerinin çalışmaya gönüllü olarak katıldıklarını teyit eder.

Aile üyelerinin her hangi birinin terapiyi aksatacak ölçüde psikiyatrik bir sorunu olmadığını teyit eder.

Terapist, aile üyelerinin, terapinin amaçları konusunda görüş birliğini sağlar.

Aile üyelerinin, ciddi bir denetime gerek olmadan ortak sorunları inceleme ve çözme isteğini teyit eder.

;;

AİLE VE EVLİLİK TERAPİSİNDE AMAÇLAR : ;;

;;

Aile ve evlilik terapileri konusunda çok sayıda farklı yaklaşımdan, ekolden söz edilebilir. Farklılıklarına karşın tümünün ortak noktası, aileyi, aile içi dinamikleri ve ilişkileri ele almalarıdır. Farklı aile terapisi yaklaşımlarındaki ;; ortak noktaları şu şekilde sıralamak mümkün olabilir:

;;

Aile üyesinin ruhsal sorunları ya da işlevsel bozuklukları söz konusu olduğunda bile, aile içi ilişkileri ele alarak sorunları çözmeye çalışlar. Hemen hemen her türlü ruhsal sorunu ya da psikiyatrik bozukluğu aile terapisi kapsamına almak mümkündür.

Aile içindeki çatışmaları, eşler arasındaki çatışmaları ve aile üyelerinin aile dışındaki çevreyle olan çatışmalarını çözmek.

Ailenin, aile üyelerinin yaşadığı travmatik yaşantıların etkilerini gidermeye çalışmak, dirençlerini, esnekliklerini ve uyum becerilerini geliştirmeye çalışmak.

Aile üyelerinin zorlayıcı yaşantılar ve problemler karşısında sorun çözme, iletişim kurma ve empati yeteneklerini geliştirmek

Aile üyelerinin psikolojik gereksinmelerinin farkına varma ve bunları karşılama konusundaki becerilerini ve dayanışma isteklerini geliştirmek.

Üyelerin özerkliklerini, kendileri olma haklarını koruyarak, aile içindeki sorumluluklarını yerine getirebilme ve birbirlerine destek olabilme becerilerini geliştirmek.

Aile üyelerinin, aile içindeki rol ve güç çatışmalarını çözebilme, kendi işlevlerini en sağlıklı bir şekilde yerine getirebilme becerilerini geliştirme.

Aile üyelerinin, fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak kendilerini güvenlikte hissedecekleri aile bütünlüğünü ve birliğini kurup geliştirebilecekleri sevgi, şefkat ve eğitim ortamını ortaya çıkartmak.

Ailenin ve aile üyelerinin toplumsal çevre ile bütünleyici ve tamamlayıcı bir ilişki kurabilme becerilerini geliştirmek.

Eşler arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan çatışma, iletişim sorunları, cinsel, duygusal ya da entelektüel uyumsuzlukları ve sorunları çözmek.

;;

Aile üyelerinin her birinin kendine özgü kişilik özellikleri, geçmiş yaşam öyküleri ve genel olarak ailenin bir tarihi vardır. Terapist, gözlem, açık ve kapalı uçlu sorular, görüşme, listeler, empatik iletişim, vb. araçları kullanarak ailenin geçmişi, duygusal çatışmaları, rol ve güç çatışmaları, iletişim kurma biçimleri, sorun çözme, zorlayıcı yaşantılarla baş etme becerileri, hatalı davranış örüntüleri, kişilik özellikleri, benlik durumları, vb. pek çok boyutta bilgi toplayarak aileyi değerlendirir.

Ailenin güçlü ve zayıf yönleri tespit edilir. Ailenin gerçek ve algılanan sorunları belirlenir. Aile yapısı ve işlevleri ile çevresel etkenler belirlenir. Aile içi anlam yapıları, değerler, inançlar, öncelikler ve normlar tespit edilmeye çalışılır.

;;

Terapist, ailenin değerlendirilmesinden elde ettiği bilgilerden hareketle, çok çeşitli yaklaşım ve teknikler kullanarak uygun terapi sürecini işletmeye çalışır. Ortak amaçlar ve hedefler konusunda aile üyelerini motive etmeye, harekete geçirmeye ve terapi sürecinde sorumluk üstlenmelerini sağlamayı hedefler. Ailenin kendini iyileştirme potansiyelini harekete geçirmek terapistin öncelikli hedeflerinden birisi olabilir. Empati geliştirme, sorun ve çatışma çözme becerileri, iletişim becerileri, içgörü geliştirme, duygusal ve genel farkındalık geliştirme, duyguları, korkuları ve öfkeyi kontrol etme becerileri geliştirme, gevşeme ve rahatlama becerileri geliştirme gibi beceriler terapistin hedefleri arasında olabilir. Bilinçaltı yapılanmaları duygusal düğümlenmeleri çözmek amacıyla, imgesel ve enerjetik tekniklerden de yararlanmak isteyebilir. Aile üyelerine bazı görevler vererek terapi sürecini destekleyebilir.

;;

AİLEDE GEÇİŞ DÖNEMLERİ : ;;

;;

Bebeklik Dönemi ;; : Beş yaşına kadar süren bebeklik döneminde eşlerin ve özellikle annenin ilgisi tamamen bebeğin üzerine yoğunlaşmıştır. Bebek açısından korumanın, bakımın ve ilginin en yoğun olduğu dönemdir.

;;

Okul Öncesi Dönem : Çocuğun bebeklik döneminden çıkıp okul yaşantısına başlayacağı gelişim dönemidir. Çocuk yavaş yavaş dikkatini anneden dışarıya doğru yöneltmeye başladığı gelişim dönemidir.

;;

Erken Okul Dönemi : ;;Okula başladığı yedi yaşından ergenlik döneminin sonlarına kadar süren dönemdir. Çocuk artık bağımsızlaşmaya başlamış, dikkatini ve ilgisini dış dünyaya yöneltmeye başlamıştır. Çocuklar için anne babanın önemi değişmektedir. Özellikle kız çocuğu bağımlılık nesnesi olarak anne modeline değil ;; baba modeline yönelmiştir artık. Erkek çocuk ilgisini babaya yöneltmekle birlikte bağımlılık nesnesi anne olmaya devam eder.

;;

Geç Okul Dönemi : ;;Çocukların üniversite eğitimini sürdürdükleri, bağımlılık nesnesi olarak karşı cinse yöneldikleri dönemdir.

;;

Askerlik Dönemi : ;;Erkek çocukların askerlik için evden uzak kaldıkları zorlayıcı bir dönemdir. Erkek rolünün benimsenmesi ve sosyalleşme açsından önemli bir dönemdir.

;;

Erişkinlik ve Evlenme Dönemi : Çocukların iş hayatına atıldıkları, evlenerek evden ayrıldıkları kritik bir dönemdir.

;;

;;

Tüm bu geçiş dönemleri aileler açısından kritik dönemlerdir ve çocuklar üzerinde olmaktan ziyade, anne ve baba üzerinde daha olumsuz etkileri olan krizler olarak hissedilirler. Özellikle anne bu kriz dönemlerinden psikolojik olarak çok daha fazla etkilenir.

;;

BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER :

;;

Evliliğimin sona ermesinin gerçek sebebini veya sebeplerini biliyorum.

Evliliğimin sona ermesini sağlayan nedenlerin geçici ve duruma bağlı nedenler olmadığını biliyorum.

Evliliğimi sonlandıran sorunların başka sorunlarımın yansıması olmadığını biliyorum.

Bu sorunları çözmek ve evliliğimi kurtarmak için elimden gelen her şeyi yaptım.

Boşanma kararını vermeden önce, güvendiğim arkadaşlarımdan, yakınlarımdan ve uzmanlardan yardım ve destek aldım.Bu kararı etki altında kalmadan verdiğime inanıyorum.

Eşim de, ben de ilişkimizi yeterince gözden geçirdik ve sorunların netleşmesi için yeterince zaman tanıdık.

Ailemizin bütün üyeleri boşanma olayından olumsuz bir şekilde etkilenecek.

Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla ve zorlayıcı şartlarla başa çıkabilecek gücü kendimde bulabiliyorum.

Eşimden boşanıyor olmam nedeniyle çocuklarımdan uzak kalmamam için daha zor şartlarda çaba sarf etmem gerekecek.

Çocuğuma eskisinden daha fazla ilgi ve özen göstermem, gelişimiyle ve eğitimiyle daha dikkatli bir şekilde ilgilenmem gerekeceğini biliyorum.

;;

EVLİLİKTE SORUNLAR YAŞADIĞIMIZDA :

;;

Evlilikte çeşitli nedenlerle sorunlar, geçimsizlikler yaşadığımızda sıklıkla başvurduğumuz hatalı davranış örüntüleri vardır. Şu şekilde birkaç tanesini sıralayabiliriz:

Eşten uzaklaşabiliriz,

Eşimizle çatışmaya girebiliriz,

Ortak ilgi alanlarına yönelebiliriz.

Kendimizi feda ederek ilişkimizi korumaya çalışabiliriz.

;;

BOŞANMA SÜRECİNDE DUYGULAR :

;;

Boşanma öncesi düşünme dönemi : Eşlerde birbirinden uzaklaşma ve birbirine yabancılaşma başlar. İlişki nedeniyle tatminsizlik, karamsarlık ve ümitsizlik duyguları giderek belirginleşir. Bu kötü gidişatın fark edilmesiyle, kaygı, kaybetme korkusu, incinme ve ret edilme duyguları, yetersizlik ve suçluluk duyguları ortaya çıkar. Sürekli tartışmalar ya da küskünlükler, yüzleşme çabaları yanında gerçeği kabullenememe duyguları artınca, psikolojik destek arayışına girebilirler. Giderek artan telaşları nedeniyle sosyal ve duygusal içe kapanmalar ve çelişkili duygular nedeniyle giderek daha fazla olumsuz duygulara yoğunlaşırlar.

Boşanma (Mahkeme) Dönemi : Depresyon belirtileri, anksiyete sorunları, obsesif davranışlar görülebilir. Kızgınlık, artan ümitsizlik ve çaresizlik duyguları nedeniyle müdahaleci davranışlar, kavga ve tehditler, intihara başvurma, aşırı yas davranışları görülebilir. Evi terk etme, mahkemeye başvurma, para ve paylaşımla ilgili pazarlıklar görülebilir. Boşanma olgusu giderek kesinlik kazanmaya başlar, eşe dosta ve akrabalara haber verilmeye başlanır.

Boşanma Sonrası Dönem : Boşanma ve ayrılık gerçeği kabul edilmeye başlanır. Yeni bir yaşama başlandığına dair kendini ikna çabaları başlar. Yeni arkadaşlıklar ve aktiviteler yaşama katılmaya çalışılır. Çocukların günlük yaşam düzenleri yeniden oluşturulur. Anne ve babayla olan ilişkilerin biçimi değişir. Özgüven ile ilgili kaygılar giderilmeye, yeni bir kimlik duygusu oluşturulmaya çalışılır. ;; Bir yandan eski bağımlılığın izlerini silmeye çalışırken, diğer yandan, yeni heyecanlar, bağımsızlık ve macera istekleri, yeni arkadaşlar, yeni partner v sevgili bulma, yeni bir sevgi nesnesine bağlanma dürtüsü canlanır.

;;

EVLİLİKTE SORUN YARATAN TEMEL KONULAR :

;;

Kıskançlık

Şiddet ve aşağılama (Fiziksel, duygusal, ekonomik)

Etkisiz ve sağlıksız iletişim

Alkol ve madde bağımlılığı

Aldatma

İlgisizlik

;;

UYGUN EŞ NASIL SEÇİLİR ?

;;

Kişinin kendisine uygun bir eşi seçebilmesi için her şeyden önce kendini tüm boyutlarıyla çok iyi tanıması gerekir. her şeyden önce kişiliğin beş temel boyutunu dikkate alabilmelidir. Bu beş temel boyut şunlardır:

Fizyolojik ve bedensel özellikler

Eşler birbirine fizyolojik olarak uygun, fiziksel yapı olarak beğenmelidirler.

Dürtülerin, heyecanların ve arzuların psişik alanı

Eşler cinsel olarak birbirlerini çekici bulmalı ve arzulamalıdırlar. Birbirlerinin dürtüsel ve heyecansal gereksinmelerine cevap verebilecek uygunlukta olmalıdırlar.

Estetik, duygu, istek ve sezgilerin psişik alanı

Eşler birbirlerine duygusal açıdan, estetik beğeniler açısından, alt kişilik özellikleri açısından uygun olmalıdır.

İndirgeyici ve sınırlayıcı somut zihin alanı

Eşler birbirlerine zihinsel ve entelektüel yeterlilik açısından, kendini gerçekleştirme biçimleri açısından uygun olmalıdır.

Yaratıcı ve soyut zihin alanı

Eşler birbirlerine, anlam dünyaları, inançları, değerleri ve yaşamsal amaçları, hedefleri ve idealleri açısından uygun olmalıdır.

;; ;;

EŞLERİN FARKLILIKLARI :

;;

Eşlerin en çok ayrıldıkları alanlar; spor, müzik türü, alışveriş, akraba, arkadaş ziyaretleri, telefon konuşmaları, vitrin bakma, gazete, kitap seçme, gece yaşamı, para harcama şekli, çocuk yetiştirme tarzları. Bu farklılıklar eşler arasındaki uyumu önemli ölçüde belirleyen unsurlar.

;;

; Evlilik çift kişilik bir danstır,

; Dansın kuralları, ilişkilerin yasaları vardır.

; Erkeklerin ve kadınların özel konularını paylaşmayı tercih ettikleri kişilerin yüzdelik dağılımı:

 

;;

;;

Bir erkek bir kadınınkinin %50’;;si kadar paylaşma isteğine, becerisine sahiptir.

;;

Evlilik bir kölelik ilişkisi değil, bir sevgi ve gönüllü paylaşım ilişkisidir.

;;

;;

ALDATMANIN NEDENLERİ :

;;

Evliliğinde mutsuz olan, beklentilerini bulamayan kişi kolaylıkla aldatabiliyor.

Eş, eşinden intikam alabilmek duygusuyla aldatabiliyor.

Bazı uzun süren hastalıklar, eşin hamileliği, yeni doğum yaptığı aylar erkeğin en çok dışa yöneldiği dönemlerdir.

Bir yakının ölümü veya geçirdiği kaza, ölümcül hastalıklarda duyulan büyük üzüntüler, kişiyi her şeyi unutturacak yeni bir cinsel ilişkiye, heyecana yöneltebiliyor.

Evlilikte cinsel heyecanların azalması aldatmaya neden olabiliyor.

Yaşlanma nedeniyle artık beğenilmeyeceği endişesi aldatmaya neden olabiliyor.

Yeni bir macera ve heyacan arzusu aldatmaya neden olabiliyor.

Bazı kişiler eşlerin bu konuda serbest olması gerektiğini, sınırlanamayacağına inanırlar.

Etik değerleri gelişmemiş kişiler daha kolay aldatabilmektedir. Adalet duygusu gelişmemiş kişiler daha kolay aldatabilmektedirler.(kaynak:c.aslıtürk)

Evlilikler, ilişkiler herzaman başladığı gibi coşkulu ve mutlu sürmeyebilir. Bazen çiçekler gibi solup can çekişme noktasına gelebilir.

Bu noktada ilişkiyi sorgulamak tekrar eskisi gibi mutlu bir birlikteliğe döndürmek için karşılıklı emek sarf etmek gerekir.

Evlilik Terapisi eşler arasında yaşanan iletişim sorunları, aldatma, güven yitimi, cinsel sorunlar gibi konularda yapılan bir terapi şeklidir. Bir terapist ve eşlerle birlikte yapılır. Haftada 1 seans(1-1,5 saat) olarak uygulanır. Sorunun durumuna göre kaç hafta süreceği uzmanla birlikte kararlaştırılır. 0212 3515661

Evlilik Terapisi eşlerle birlikte ve ayrı yapılan görüşmelerle sürdürülür. Evlilik Terapisi uygulaması içinde gerek görüldüğünde MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri), Rorschach Testi uygulanıp sonuçlar eşlerle paylaşılır.

Evlilik terapisi sosyal,emosyonel,cinsel,ekonomik gibi bir veya bir çok parametrelerde birbiriyle çatışan iki kişinin etkileşimlerini psikolojik olarak değiştirmeyi planlayan bir psikoterapi şeklidir.Evlilik terapisinde, eğitimli bir kişi, hasta çiftle terapötik bağı sağlar ve iletişim yollarıyla bozukluğu düzeltmeye, uyumsuz davranış modellerini değiştirmeye ya da tersine çevirmeye ve kişilik gelişmesini ve olgunlaşmasını özendirmeye çalışır.

Evlilik Danışmanlığı sadece özel bir ailevi çatışmayı tartışması nedeniyle evlilik terapisine göre, alanının daha kısıtlı olduğu düşünülebilir. Evlilik danışmanlığı,çocuk yetiştirme gibi,aslında görev yönelimli, dişli bir özel sorunu çözmeye de çalışabilir. Evlilik terapisi, eşler arasındaki etkileşimi yeniden yapılandırmaya ve bazen eşlerin psikodinamiklerini de araştırmaya çalışır.

Terapi ve danışmanlık evli çiftlerin sorunlarla etkin bir şekilde başa çıkmalarında yardımcı olmaya önem verir. En önemlisi, birliğin veya sorun çözme yaklaşımlarının kapsamlı bir şekilde yeniden yapılanmasını ya da ikisini de birleştirmeyi kapsayan uygun ve gerçekçi hedeflerin belirlenmesidir.

Evlilik terapisi, hiçbir evliliğin devamını garantiye almaz. Gerçekten bazı olgular, bir arada olmaması gereken ve birliğini sürdüremeyen eşleri gösterebilir. Bu olgularda çift ayrı yaşamanın ve boşanmayı sağlamanın zor sürecinin üstesinden gelmek için terapistle görüşmeye devam edebilir. Bu boşanma terapisi adını almaktadır.

Evlilik bozukluklarında terapinin hedefleri; evlilik terapisti her iki eşin birlikte ve bireysel olarak emosyonel gerginliğini ve yetersizliğini hafifletmek ve iyilik düzeylerini arttırmaya gayret gösterir. Genel olarak, evlilik terapisti problem çözümünde paylaşılan kaynakları kuvvetlendirerek, patojenik olanların yerine uygun denetim ve savunmaların konmasını özendirerek, hem emosyonel bozulmanın dağıtıcı etkilerine karşı bağışıklığı ve hem de ilişkinin tamamlanmasını arttırarak ilişki ve her iki eşin gelişimini ilerleterek hedeflere ulaşır.

Terapötik görevin bir bölümü de, her bir eşi evlilikte kişiliğinin psikodinamik yapısını anlama sorumluluğunu ele almaya ikna etmektir. Kişinin kendi yaşamında, eşin yaşamında ve çevredeki diğer kişilerin yaşamlarında davranış etkilerinin sorumluluğu,evlilik uyuşmazlığını yaratan sorunların anlaşılmasını genellikle kolaylaştırdığından üzerinde durulur.

Evlilik terapisi;

1.Evlilik sorunlarını bireysel terapi çözümleyemediğinde,

2.Sorunun başlamasında eşlerin bir ya da ikisinin kesinlikle evlilik olayları ile ilişiği olduğunda,

3.Evlilik terapisi çatışan bir çift tarafından istendiğinde,

Uygulanır.

Eşler arasında iletişim sorunları evlilik terapisi için yeterli bir nedendir. Bir eşin diğerince zorlandığı durumlarda, düşünce veya duygularını diğerine söylemeye çalıştığında sıkıntılı olabilir ve diğerine bilinçdışı beklentilerini yansıtabilir. Evlilik Terapisi, eşlerden her birinin diğerini gerçekçi olarak görmesini sağlayan değişime götürür.

Eşlerin cinsel yaşam gibi bir veya birkaç alandaki çatışmaları, yeterli sosyal, ekonomik, ana baba veya emosyonel rollerin kurulmasında güçlük de tedavi için bir nedendir. Evlilik Terapisti yaygın bir evlilik bozukluğunun bir semptomu olabilecek sadece bir sorunu tedavi etmeye teşebbüs etmeden önce evlilik ilişkisinin tüm özelliklerini değerlendirmelidir

EVLİLİK TERAPİSİ KİMLER İÇİN GEREKLİDİR?

İletişim Sorunları
Sadakatsizlik(Aldatma)
İş-Özel hayat arasındaki dengesizlikler
Çocukların davranış ve okul sorunları
Aile bireylerinden birinin kaybı
Aile-içi çatışmalar
Çocukluk dönemi travmaları
Yeniden evlenen çiftler
Evlatlık alan aileler
Aile-içi şiddet
Aile-içi cinsel taciz
Depresyonda Evlilik ve Aile Terapisi

Depresyonda çoğu zaman evlilik ve aile problemleri,hastalıktan önce mevcut olabilir ve patolojik olarak etkileyebilir;bazen yatkınlığı arttırabilir,düzelmeyi yavaşlatabilir.

Eşle güvenli bir ilişkiden yoksun olmak depresyonun ortaya çıkmasına sebep olduğu bilinmektedir:Ebeveyn-çocuk ve kardeş ilişkilerinin de depresyonda önemli bir etken olduğu belirtilmektedir.Depresyonlu birey ve eşin,kişisel ve ortak problemlerle başetmesi güçtür,bu durumda birbirlerinden uzaklaşmalarına,birbirlerine yardım edememelerini sağlar,artan derecede engellenme ve karşıdakine yabancılaşma yaşamalarına sebep olur.

Depresyon,hastaların çocukları ve ana babaları ile ilişkilerini de önemli ölçüde etkiler.Depresyonlu bireyler,çocuklarıyla başa çıkmada güçlükler yaşar;şefkat ve ilgileri eksiktir,hatta onları bunalımlarının sorumlusu tutarlar.Depresyonlu kadınlar,eş ve annelik rollerinde yetersiz kalırlar.Kişilerarası sürtüşme,iletişim eksikliği,bağımlılık ve cinsel doyum azlığı bu tür evliliklerde sıktır.

Aile ve evlilik ilişkilerinde her aile üyesinin kaygıları ve savunmaları diğer aile üyelerini de etkiler veya onlar tarafından paylaşılır.Mutsuz eşler sıklıkla karşısındaki insanı çatışmada sorumlu tutar.

Depresyonlu ailelerde,evliler arasındaki duygusal katılımda azalma söz konusudur.Bu ailelerde,azalmış sevgi ifadesi,artmış eleştiricilik,suçluluk ve provokasyon doğuracak biçimde diğer eşi kontrol etme eğilim sık rastlanan bulgulardır.Bir eş depresyonda iken,iletişim tarzı da bozulmaktadır.Olumsuz rol dağılımı ve aşırı koruyuculuk söz konusudur.Çiftlerde,sıklıkla ebeveynlikte zorlanma,boş zaman faaliyetleri ile ilişkili sorunlar,ev içinde ve dışında görev yapma kapasitesinde azalma ve cinsel sorunlar göze çarpar.Suskunluklar yaygındır.

Çiftlerden her biri,diğerini olumsuzluk odağı olarak görür.Karşılıklı etkileşimler durağan,gelişmemiş ve değişime dirençlidir.Boşanma ya da ayrılmanın tek çözüm olarak görüldüğü kriz durumlarına kolayca girilebilir.Bu ailelerde karşılıklı yansıtma ve suçlama şeklinde savunma mekanizmaları kullanılır.Aile ya da evlilik terapisinin yanısıra bireysel terapi de uygulanmalıdır.Öncelikle terapi de problemlerin ortaya konması sağlanmalıdır.Her bir eşin ilişkideki bireysel ihtiyaç ve isteklerinin açıklanması,uyumsuzluk konusunda kişinin kendi katkısını tanımasını sağlamak,zorlanma ve suçlamanın azaltılması,birlikte problem çözmenin artırılması ve her bir eşin duygularını ifade etmesi ve eşinide doğru olarak işitme yeteneğinin artırılması sağlanmalıdır.

Terapinin can alıcı noktası,bireylerin kendilerini değiştirme çabalarını desteklerken,diğerini değiştirme çabalarını da durdurmak olmalıdır.

Ayrıca eş ve diğer aile bireylerinin depresyon konusunda eğitilmesi ve bilgilendirilmesi gereklidir.

Evlilik sorunları nedeniyle terapistlere başvuruların arttığı gözlenmektedir.Bu sorunları sadece evlilikte yaşanan sorunlar olarak değil,evlilik öncesi aday eşlerin arasındaki ilişkilerle başlamakta,evliliğe hazırlık ve evlenme süreciyle artmakta,çoğu aile içinde de devam etmektedir.Evlilik danışmanlığının yanısıra eş seçimi konusunda da danışma talepleri artmaktadır.

Özellikle bizim toplumumuzda evliliklerin uyumlu ve huzurlu bir şekilde devam etmesi için çok farklı etmenlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.Eşlerin uyumu kadar eşlerin ailelerinin uyumu da önemlidir.Çoğu evliliklerde eşlerin kendi aralarındaki sorunlardan ziyade,ailelerin işe karışmasıyla sorunlar başa çıkılamaz hale gelmektedir.Erkek ya da kadının kendi sorunları karşısında kararlarında bile ailesine bıraktığı ve bağımlı olduğu göze çarpmaktadır.Çok kişinin işe karışması da kadın erkek ilişkilerini daha da karmaşık hale getirmekte ve olumsuz yönde etkilemektedir.Bizim toplulumuzda aileler kız ve erkek çocuklarına farklı davranma eğilimindedirler.Bu ileride kız ve erkek çocuklardan beklenen şeyleri de farklı kılmaktadır.Kadın ya da erkeğin aile kavramına bakışını etkilemekte ve eşler ile anne babalar arasında kalınmasına sebep olmaktadır.

En önemli evlilik sorunlarından bir diğeri de evlendikten sonra evlenen kişilerin birbirini tapulu malları gibi görmeleridir.Eşlerden biri ötekini ya da ikisi de birbirini değiştirmeye,kendi düşündüğü şekilde kalıba sokmaya çalışmakta,bu olmayınca da ciddi tartışmalar ortaya çıkmaktadır.Eğitimli bireylerde bile bu duruma çok sık rastlanmaktadır.

Eşler arasındaki cinsel uyum da çok önemlidir.Bu uyum yitirilince evliliği devam ettirmek zorlaşmakta,çiftler arasında dışarıda arayışlara girilmekte ve evlilik çekilmez hale gelebilmektedir.

Eşlerin kişilikleri,hayata bakış açıları,gelecekten beklentileri de evlilik uyumunda dikkat edilmesi gereken şeylerdir.Ayrıca eşler evlenmeden önce birbirlerini tam anlamıyla tanıyamamakta ya da kişiler gerçek kişiliklerini birbirinden saklayabilmektedir.Böyle bir durumda evlendikten sonra kişilerin beklediğini bulamamasına sebep olmaktadır.

Evlilik kadar boşanma da doğal bir şeydir.İki kişi anlaşamıyorsa yapılacak şey boşanmaktır.Böyle bir durumda da kişiler birbirini kırmadan,suçlamadan olmalıdır.Mutsuz ve uyumsuz bir evlilik hem çocuklara,hem de evlilere boşanma olayından daha çok zarar verebilir.Boşanma olayı çocuklara anlayabildikleri bir dille anlatılmalı,çocuk birbirini cezalandırmak için kullanılmamalı,bu olayın onun yüzünden olmadığı belirtilmeli ve eşler çocuğa birbirlerini kötülememelidir.

Evlilik terapilerinde eşlerin birbirlerine ve evliliklerine şans vermek isteyip istememesi önemli bir konudur.Evlilik ilişkisinin düzelmesi emek ve sabır ister.Evlilik terapistleri terapiye gelen eşlere evliliği devam ettirme ya da boşanma konusunda herhangi bir telkinde bulunmamalı,kararı kişilere bırakmalıdır.Evliliğin devamı ve boşanmanın olacağı durumlarda yaşanabilecek şeylerle ilgili kişileri bilgilendirmelidir.Eğer evliliği devam ettirme kararı alındı ise birbirlerini değiştirmekten çok uyumu artıracak tedbirler üzerinde durulmalı,eşler birbirlerinin olumlu özelliklerini ön plana çıkartmalı ve bunları güçlendirmelidirler.

Evlilik öncesi dikkat edilmesi gereken en önemli şey kendini ve eş adayını tanımak,evlilikten ne beklediğini bilmek,seçilen eşle değer yargılarının uyumlu olmasına dikkat etmek ve birbirini değiştirmeye ya da özellikle olumsuz yönlerini bulup onu sürekli eleştirmeye yönelmekten kaçınılmalıdır.

 

 

 

 

aite tarapisi   danışmanlık  hastalık  psikomer psikolog psikiyatrist kişisel gelişim ve danışmanlık  izmir psikolog  izmir  psikolog psikomer  kişisel gelişim  psikiyatri  psikomer  psikiyatrist alsancak  psikiyatrist izmir  psikiyatrist izmir  psikolog

psikolog alsancak  psikolog doktor  pisikolog doktor  psikolog psikiyatrist  pisikolog pisikiyatrist  psikoloji  psikolojik sorun  psikomer psikolog psikiyatrist kişisel gelişim ve danışmanlık  ruh sağlığı  sağlık  sınav kaygısı  tedavi   terapi  zeynep manoğlu

 

 

dost siteler

psikolog psikiyatrist listesi telefonları bilgileri psikologlar psikiyatristler
psikoloji psikiyatri okullar tercih iletişim bilgileri hastalık sorun problem dert
tarihi fotoğraflar eski resimler izmir istanbul van diyarbakır samsun trabzon hatay resimleri fotoğrafları
eski resim eskimiş resimler resimleri resmi
kiralık mobilyalı daire pansiyon otel izmir alsancak eşyalı ev
dörtyol dortyol hatay firma firmaları sanayi işyerleri telefonları bilgileri
kiralık daire kiralık ev KİRALIK DAİRE kiralik daire ev
dörtyol haberleri haber dortyol DORTYOL çaylı yeşilköy kuzuculu erzin
eşyalı daire eşyalıev EŞYALI eşyali DAYALI döşeli evler daireler kiralık
eski turkiye türkiye TURKİYE TÜRKİYE TURKIYE resimleri memleket resim resmi
hosting sitesi hosting bul fiyatı ucuz kaliteli hızlı güvenilir ekonomik
iş ilanları iş başvurusu hatay osmaniye erzin osb haddehane fabrika işletme kariyer insan kaynakları özgeçmiş cv
makine ikinci el sıfır isteğe özel makineler makina makinalar freze torna cnc matkap makas pres
cng lpg araç dönüşümü doğalgaz sıkıştırılmış tamirci nedir
cng lpg araç dönüşümü doğalgaz sıkıştırılmış tamirci nedir
dörtyol DÖRTYOL dortyol nereden nasıl tarihi ekonomisi coğrafyası geçim kaynağı turizmi köyleri kasabaları belediyeleri