Sesletim (Artikülasyon) Bozukluğu Nedir?
Seslerin, hecelerin ya da kelimelerin yanlış üretilmesidir. Örneğin, /r/ /s/ /l/ seslerinin farklı söylenmesi ya da hiç söylenememesi, /arı/ yerine /alı/, /kitap/ sözcüğü yerine /kipat/, /portakal/ yerine /porkatal/ denmesi gibi. Bozukluğun şiddeti, konuşmada küçük ve önemsiz aksaklıklardan tamamen anlaşılmayan bir konuşmaya kadar değişebilir.
Artikülasyon Bozukluğunu Hangi Uzmanlar Değerlendirebilir?
Konuşmayı ilgilendiren her türlü bozukluk bu alanda “yüksek lisans” ya da “doktora” derecesine sahip olan “Dil ve Konuşma Terapisti” tarafından değerlendirilebilir. Yapılan testler ve diğer değerlendirmelerin sonuçlarına göre gerekli görüldüğü taktirde, dil ve konuşma terapisti çocuğu bir başka uzmanın (psikolog, nörolog, psikiyatr, kulak-burun-boğaz uzm. vb) değerlendirmesini isteyip yönlendirme yapabilir. Yönlendirme yaptığı uzman doktorun önerileri doğrultusunda çalışmayı planlar.
Ne Zaman Uzmana Başvurmak Gerekir?
Her yaşta değerlendirme ve terapi için uzmana başvurulabilir. Beklemek yerine bir farklılık olduğu düşünüldüğünde hemen bir uzmanın görüşünü almak daha doğru olacaktır. Değerlendirmeyi yapan dil ve konuşma terapisti, ne zaman ve nasıl bir uygulama yapılması gerektiği konusunda karar verecektir.
Artikülasyon Bozukluklarının Düzeltilmesi İçin Belli Bir Yaş Sınırı Var mıdır?
Anatomik, nörolojik, işitsel, zihinsel vb herhangi bir bozukluk söz konusu değilse, ileri yaşlarda terapi yapmak ve terapiden sonuç almak mümkündür. Burada önemli olan, kişinin konuşma bozukluğunu düzeltmek için ne kadar zaman ayırıp çalışacağıdır. Kişi konuşmasının düzelmesini çok isteyebilir ancak, gösterilen egzersizleri yoğun iş/okul temposu nedeniyle yeterli zaman bulamama, çalışmak istememe vb çeşitli sebeplerden ötürü yeterince yapamazsa terapiden sonuç almak güçleşir. Düzenli egzersiz yapıldığı ve bu konuda yeterli çaba gösterildiği taktirde kesin sonuç almak mümkündür.
Büyüyünce Düzelir mi?
Çocuklar tüm sesleri aynı anda değil, belli bir sırada öğrenirler. /b/, /d/, /m/ gibi sesler 2-3 yaşlarında öğrenilirken, /k/ /g/ sesleri yaklaşık 4,5 yaşlarında, /r/, /z/ gibi bazı seslerin öğrenilmesi ise daha geç yaşlarda olur. Her sesin belli yaş aralığında edinilmesi gerekir. Bazı çocuklar sesleri çok hızlı bir şekilde edinir ve hiç hata yapmayabilir, bazıları ise biraz daha geç ve güç edinebilirler. Bazen çocuk bir sesi tek başına ya da sözcük başında doğru çıkarabilir ama başka pozisyonlarda yanlış çıkarabilir. Burada önemli olan hangi sesin en geç hangi yaşa kadar çıkarılması gerektiğini bilmektir. Örneğin 4 yaşında bir çocuk yalnızca /r/ sesini söyleyemiyorsa, bu çocuğun biraz daha büyümesini beklmek doğrudur. Ancak 4 yaşındaki bir çocuk /t/ /d/ seslerini karıştırıyorsa büyümesini beklemek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Hangi durumda beklemek ya da terapiye başlamak gerektiğinin kararını en iyi bu alanda eğitim gören bir uzman verebilir. Aksi taktirde “büyüyünce düzelir”, “babası da böyleydi” gibi iyimser yaklaşımlarla vakit geçirilmiş olur.
Çocuğun Okul Başarısını Etkiler mi?
Çocuklar, yaklaşık olarak 4-4,5 yaş civarında kendi konuşmalarındaki hataları fark edebilirler. İlkokul dönemindeki çocuklarda alay etme, başkasının eksiklerini, yanlışlarını eleştirme çok sık gözlenen “çocukça” davranışlardır. Bu dönemde çocuk kendi konuşmasından utanabilir veya arkadaşları bunu alay konusu haline getirebilir. Kendisiyle alay edildiği için okula gitmek istemeyebilir. Bunun yanısıra, harfleri doğru üretemeyen çocuk doğal olarak okuyamayacaktır. O sesin ne olduğunu gayet iyi bilse dahi söyleyemediği için o harfi görmemiş gibi davranıp okumayabilir. Bazı çocuklarda sesletim hataları yazılarına da yansır. Çocuk, anlış söylediği, birbirine karıştırdığı sesleri yanlış yazabilir veya hiç yazmayabilir. Okuma-yazmayı öğrenmek, çocuğun sesletim hatalarını düzeltmesine yardımcı olabilir. Ancak, bu durum daha çok bir iki seste sorunu olan çocuklar için geçerli olabilir ve her çocukta işe yaramayabilir. Yapılan çalışmalar sesletim problemlerinin genellikle çocukların okuma-yazmayı daha geç ve güç edinmelerine neden olduğunu göstermektedir. Çocuklar, konuşmalarındaki problemi göz ardı edip, sorunu sadece “okuyamama-yazamama” problemi gibi algılayabilir ve akademik olarak kendilerini başarısız görebilirler. Bu gibi nedenlerden ötürü sesletim bozukluklarının ilkokula başlamadan evvel düzeltilmesinde yarar vardır. İlkokul döneminde veya daha sonraki yaşlarda da sesletim bozukluklarının düzeltilmesi mümkündür. Fakat yaş ilerledikçe sesletim hataları konuşmasına yerleştiğinden düzeltmek biraz daha uzun uğraş gerektirebilir. Bunun yanısıra okul döneminde terapi yapmak, bilhassa ilkokul birinci sınıfa devam edenlerde, oldukça yorucu olmaktadır. Çocuklar ve ebeveynler okul ödevlerini yetiştirmekte bile zorlanırken terapi çalışmalarına vakit ayıramamaktan şikayet etmekte ve düzenli egzersiz yapılamadığı için de terapi süresi uzamaktadır.
Yetişkinlerdeki Artikülasyon sorunlarına yardım edilebilir mi?
Birçok artikülasyon sorunlarına kişinin yaşına bakmaksızın yardım edilebilir. Fakat sorun sürdükçe, uzadıkça yanlış sesi değiştirmek zorlaşır. İşitme kaybı, ağız yapıları (dişler), ne sıklıkla yardım aldığı, zekası ve işbirliği düzeyi gibi çeşitli etkenler de bu süreci etkiler.
Artikülasyon sorunlarını düzeltmek önemli midir?
Sosyal, duygusal, akademik ve/ya da iş hayatını etkileyecek duruma gelmişse bu sorunun çözümü daha önemli hale gelir. Konuşmamız bizim bir parçamızdır. Yaşam kalitemiz, konuşmamızın yeterliliğinden etkilenir. Dolayısıyla artikülasyon sorunları acilen ele alınmalıdır.
Sesletim (Artikülasyon) Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?
Bir kişinin anadilinin seslerini üretememsinin pek çok nedeni olabilir. Öncelikle, anatomik yapısında bir bozukluk olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Kişinin sesleri doğru üretebilmesi için, damak yapısının tam olması, dil bağının olmaması, dudakların simetrik ve tam olması, dişlerin kapanışının doğru olması, burun yapısında bir problem olmaması gerekir. Daha sonra sağlam olan bu yapıların yeterli düzeyde fonksiyon gösterebilmesi gerekir. Bazı nörolojik bozukluklarda, bu yapılar sağlam olmasına karşın yeterli düzeyde işlev göstermeyebilir. Kişinin sesleri doğru üretememesinin ardındaki en önemli nedenlerden biri işitme engelidir. İşitme frekanslar halinde gerçekleşen bir olaydır. Çocuk/yetişkin kalın frekanstaki sesleri duyuyor ve bu seslere tepki veriyor olabilir ancak /s/ /z/ gibi daha ince frekanslardaki sesleri duymuyor olabilir. Bu durum, genellikle ebeveynlerin çocuğun tüm sesleri duyduğunu zannetmelerine yol açabilir. Oysaki çocuk işitemediği frekanstaki sesleri, işitemediğinden dolayı üretemeyebilir. Genellikle küçük yaşlarda sık geçirilen orta kulak iltihabına bağlı olarak bu gibi durumlar gelişebilmektedir. İleri derecede sesletim problemi olan, konuşmasının anlaşılırlığı çok az olan ve konuşmaya geç başlamış olan çocukların mutlaka uygun bir objektif işitme testinden geçirilmeleri gereklidir. Konuşma seslerinin üretilememesi, kişinin zeka düzeyi ile de ilişkilidir. Orta ve ağır dereceli zeka geriliği olan çocuklar bazı sesleri hiç bir zaman net olarak üretemeyebilir veya tek ses olarak üretebilmesine rağmen konuşmasına genelleyemeyebilirler. Sesletim bozukluğunun en sık görüldüğü bir diğer grup “geç konuşan” çocuklardır. Genellikle geç konuştuğu söylenen çocuklarda hafiften ileri düzeye kadar sesletim bozukluklarına rastlanmaktadır. Çocukları geç konuşan ebeveynler, bu tür sesletim bozukluklarına karşı duyarlı olmalı ve zaman geçirmeden bir uzmandan yardım almalıdırlar.
Yukarıda belirtilen durumlar haricinde belirgin bir nedene bağlı olmaksızın çeşitli düzeylerde sesletim bozuklukları görülebilir. Bazen ebeveynler çocuğun bebeksi telaffuzlarını sevimli bulur ve düzeltme yapmazlar. Hatta pek çok ailede “çocuk gibi konuşma”, onun söylediği yanlışları hoş karşılayıp aynı yanlış söyleyişi tekrar etme eğilimi vardır. Bu gibi yanlış pekiştirmeler çocuğun doğru bir şey söylediğini zannetmesine yol açar ve düzeltilmeyen hatalar yerleşir. Belli bir süre sonra ebeveynler bu hataları düzeltmek istediklerinde bu kez de çocuk doğrusunu söyleyemez ya da düzeltilmeye karşı tepki gösterebilir. Bunun dışında, kendisiyle çok az konuşulan, konuşması için yeterince fırsat yaratılmayan çocuklarda da sesletim bozukluklarına sık rastlanmaktadır. Özellikle bebeklikten itibaren kreşe gönderilen veya bakım evlerinde büyüyen çocuklarda bu duruma sık rastlanmaktadır.
Kekemelik Nedir?
Kekemelik, konuşma sırasında anormal duraklar yaparak, sesleri ve heceleri uzatarak ya da tekrarlayarak konuşma akıcılığının bozulması durumudur.
Kekemelik ileri yaşlarda tedavi edilebilir mi?
Hem çocukların hem de Yetişkinlerin tedavisine yönelik bir çok başarılı yaklaşım vardır. Bir tedavi yaklaşımının diğerinden üstün olduğuna yönelik bilimsel veri yoktur.
Ses terapisi nedir ?
Sesin etkili, verimli ve ekonomik kullanımını hedefleyen ve bozulan ses kalitesini düzeltmeyi amaçlayan davranış değiştirme yöntemleridir.
Ses bozuklukları nasıl giderilir ?
Sorunların büyük bir kısmı dil ve konuşma terapisti tarafından giderilir. Bazı sorunlar ise tıbbi ya da cerrahi sağaltımla birlikte dil ve konuşma terapistinin çalışması sonucu tedavi edilir. Sesin yanlış kullanımı sonucunda cerrahi müdahale gerektirecek bir sorun oluşmuşsa, bu sorunun yeniden oluşmaması için dil ve konuşma terapisine gereksinim vardır.
Yetişkinde afazi nedir?
Kişinin, düşüncelerini ifade etmede ve söyleneni ya da yazılanı anlamada zorluk çekme durumudur. Afazi, beyin hasarı ile ortaya çıkar; sıklıkla felçli hastalarda ya da kafa yaralanmalarında gözlenir.
Kaynak: ASHA (AMERICAN SPEECH- LANGUAGE HEARING ASSOCIATION)